Zeynep Altınkaynak ile ‘içeriden’: Bir ‘çığın’ ömrü, bir çığlık kadardır

  • 09:02 3 Aralık 2017
  • Güncel

 

DİYARBAKIR - KHK ile kapatılan KJA aktivisti Zeynep Altınkaynak tutuklanması için hazırlanan iddianamenin içeriğini ve Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi süreci  “Bir çığın ömrü, bir çığlık kadardır” sözleriyle değerlendirdi.
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 14 Haziran’da birçok ilde KJA, DTK, DBP, HDP ve HDK üye ve yöneticilerine yönelik operasyon başlatıldı ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 21’i Diyarbakır Adliyesi’ne götürüldü ve ardından birçoğu tutuklandı. Tutuklananların arasında Kürt siyasetçilerinin yanı sıra kadın mücadelesinin önde gelen aktivistleri de bulunuyordu. Dava dosyasında ‘delil’ olarak sunulanlar ise ‘trajikomik’ şeklinde tanımlanacak kadar farklıydı. Dava dosyasında absürt ibareler bulunanlardan biri de KJA aktivisti Zeynep Altınkaynak… KHK ile kapatılan KJA aktivisti Zeynep yine KHK ile kapatılan JINHA editörü Zehra Doğan ile Diyarbakır E tipi Cezaevi’nde sıcak bir sohbet gerçekleştirdi. 
 
*Daha öncede sık sık gözaltına alınıyordun ve tutuklanıyordun. Kadın ve zindan ‘halinden’ bahsederek başlayalım… 
 
Günümüz Türkiye koşullarında özgürlük ve demokrasi arayışı olanlar için zindanlar adeta ilk durak haline gelmiş durumdadır. Ülkede kıpırdayan yaprağın sorumluları aranıyor lakin kasırga yakın ve tutuklayanlar bunun farkında değiller. Elbette zindan insan doğasına aykırı bir yer. Ancak maddi olanın, fiziki koşulların ötesinde bir yoğunlaşmayla komünalitenin, toplumsallığın merkezi haline de gelebilir. Kadın dostluğu, kadın yoldaşlığı farklıdır. Bu anlamda zindanlar bizden olmamız istenen dilsiz, görmeyen, sorgulamayan kadın gerçekliğinin aksine kahkahaların, duyguların, düşüncelerin özgürce aktığı mekanlar oldu. Özgürlük arayışının güçlendiği ve kadın özgürlüğünün anlamının derinleştiği bir aradalığı ifade ediyor. Bu 3’üncü tutuklanışım. Bunu her defasında daha yakıcı şekilde hissediyorum.
 
Kürt kadınları açısından zindan kendi tarih arayışını da ifade eder. Bizleri sınırlandırmaya çalıştıkları 5 bin yılın ötesinde, başka bir tarihe, o tarihle bütünleşmeye, o tarihten esinlenerek bugünü güçlendirmeye olan yolculuk güçleniyor.
 
* Dosyana gelecek olursak; Yine Türkiye hukukunun absürt örneklerinden birini görüyoruz. KJA’nın illagalize edilmesi, telefonda herhalde (eder misin, yapar mısın) demediğin için örgütün hiyerarşik yapılanmasında ve çok önemli biri pozisyonunda olduğun öne sürüldü. Bu tarz bir dosyayı nasıl değerlendiriyorsun?
 
Dosyam açısından ‘güler misin ağlar mısın’ durumu sanırım. Alındığımız gün yargılananın şahsım değil kadın mücadelesi olduğunu biliyordum. Bu devletin yasalarına uygun, valilikle yapılan görüşmeler doğrultusunda, tüzükle, yönetim kuruluyla açtığımız derneğimiz bugün “suç örgütü” olarak ele alınmış. KJA pek çok dernek, vakıf gibi özel soruşturmayla değil KHK ile kapatıldı. Fakat dosyalarda sanki Amerika yeniden keşfedilmiş gibi davranılıyor. Kadınların kamusal alandaki varlığı, politikadaki alan genişlemesi, elde edilmiş haklar… Bunların birilerinin uykularını kaçırdığını biliyoruz. Fakat o uykular kaçmaya devam edecek. Kadın özgürlük arayışı, hak mücadelesi bir dernekle başlamadı, onunla da bitmez. Türkiye şuanda taraf olduğu sözleşmeleri ihlal ediyor.
 
‘Bir örgüt şeması yapılmış ki evlere şenlik’
 
Dosyaların ayrıntıları ise daha da içler acısı… Her konuşma şifre, her rica talimat olarak değerlendirilmiş. Bilen bilir biz Kürtler soru eki kullanmayı pek bilmeyiz. Bunu kelimeye yaptığımız vurguyla ifade ederiz. İşte bu hal ‘OHAL’ olmuş. “Emrivaki konuşacak kadar yetkili” denilmiş. “Nezaketsiz” deseler daha gerçekçi olurdu. Bir örgüt şeması yapılmış ki evlere şenlik. Tepede benim adım var, en altta, hiyerarşinin en altında yine benim adım var. Yani örgütü hem kurmuşum hem yönetmişim hem de üyesi olmuşum. Üstteki isim bensem alttaki kim? Alttaki isim bensem tepedeki isim kim? Sanırım mahkeme heyeti 6 Aralık’ta bu masum soruyu cevaplayacaktır.
 
* Adım attığın her şehir neredeyse örgütsel faaliyet yürüttüğün saha olarak değerlendirilmiş. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?
 
Oldukça abartılı bir dosya ile karşı karşıyayım. Yani savcı iddianameyi hazırlarken beni de bayağı abartmış. Aynı anda hem Mardin, hem Diyarbakır hem de İstanbul sorumlusu olarak lanse etmiş. Türkiye sınırları içerisinde gezmenin izne tabi olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş olduk. KJA, merkezi Diyarbakır’da olmakla birlikte Türkiye genelinde yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyeleri aracılığıyla çalışma yürüten bir dernektir. Eh, bunu da kamuoyundan saklamamıştık ama iddianamede bir kez daha ‘ifşa’ etmişler.
 
* “Hadi oradan eril” paylaşımın suç unsuru olarak dosyana eklenmiş. Ama sence biraz ‘haklı’ değiller mi?  Bu ‘eril’ paylaşımı direk devleti işaret etmiyor mu?
 
Sanırım kimi erilleri biraz rahatsız etmiş bu paylaşım… Ama orada propagandası yapılan hangi örgüt, o belirtilmemiş. Hakikati açıklamaktan yargılanıyoruz. Alınganlık yapan her kimse, evet bu söz tam da ona söylenmiştir.
 
* Facebook profil resimlerin delil olarak dosyanda bulunuyor. Bir insanın suç delili olarak portre çekilmiş kişisel fotoğrafları gösterilmesini nasıl değerlendiriyorsun?
 
Tabi bir diğer suç delili portre çekilmiş facebook profil fotoğrafım… İlginç bir durumla karşı karşıyayız. Hani altına çok “örgütsel” durummuş gibi bir hukuki değerlendirme yapılsa absürt bulmakla beraber anlam verirdim. Ancak değerlendirme şu; “Şahsın kendi açık kimliğiyle facebook profili kullanacak kadar açık davrandığı.” Mahlas kullansaydım bu kez kod isim kullanıyor diyeceklerdi. Bu ülkede artık ne diyeceğimizi, nasıl davranacağımızı, nasıl güleceğimizi, nasıl ağlayacağımızı, nasıl poz vereceğimizi yönetmek isteyen bir durum var.  
 
Son sözler…
 
Elbette bu durum kişisel bir durum değil. Bu vb. durumlarda olan binlerce dosyayla, binlerce Kürt kadının bugün tutuklu veya yargılanıyor. Fakat kadınlar olarak biz her koşulda hak ve özgürlük mücadelesinin savunucuları olmaya devam edeceğiz. Zor ve zahmetli günlerden, aylardan, yıllardan geçiyoruz. Çok sevdiğim bir söz var, yinelemekte beis yok: Bir ‘çığın’ ömrü, bir çığlık kadardır…